100 yaşına dek sağlıklı yaşamayı kim istemez!

CANLILIK: Enerji dolu olmak ve çeşitli etkinliklere katılmayı içeriyor. Örneğin, katılımcılardan 100 yaşındaki bir kadın araştırmacılara şöyle diyordu: “98 yaşına dek zamanımı dikiş dikerek geçiriyordum. Şimdi de bulmaca çözmekten hoşlanıyorum ve elimden geldiğince sudoku çözmeye çalışıyorum. Evden çıktığımda aşağıya asansörle iniyor, ancak dönüşte bacaklarımı çalıştırmak amacıyla merdivenlerden çıkıyorum. “

BAĞLANMA: Bu aile, iş ve kişisel hedeflerle ilgili sorumlulukları içeriyor. 107 yaşındaki bir kadın katılımcı “Yaşamım boyunca aileyi çekip çeviren bendim” derken 101 yaşındaki bir kadın da “Dört yıl önce düşüp kalça kemiğimi kırdım ve yaklaşık bir ay sonra da ayaklanıp yürümeye başladım. Üstelik yürüteç, koltuk değneği gibi gereçlere hiç gerek duymadan yürüyebiliyordum. Kararlı biriyimdir, kafama koyduğumu yaparım” diye konuşuyor.

SOSYALLEŞME: Katılımcıların tümü de insanlarla birlikte olmaktan çok hoşlandıklarını ve aile bireyleriyle aralarında sıcak bağlar kurduklarını dile getiriyorlardı.

Meraklı olmak ve öğrenmekten keyif almak: Merino, “Okula gitme olanağını bulamayan katılımcılar bile kendi başlarına okuma yazmayı öğrenmişlerdi” diyor. Örneğin, 100 yaşındaki erkek bir katılımcı kendisini bildi bileli bir kitap kurdu olduğunu söylüyor ve “Çoğu zaman sığırları güderken okumaya kendimi öyle bir kaptırıyordum ki hayvanlar ekili alanlara dalıyorlardı” diye ekliyordu.

OLUMLULUK: Merino’ya göre, yüz yaşına gelenler ya da daha ileri yaştakiler yaşamın kendilerine sunduklarından ötürü şükrediyorlar ve en zorlu, en sıkıntılı anlarında bile yaşamın tadını çıkarmayı biliyorlardı.

DENETLEME VE YÖNETME: Bir şeylerin sorumluluğunu üstlenip karar alabilme becerisi olarak tanımlanabilir. 100 yaşındaki bir kadın, “Başkaları karşı çıktığında bile, her zaman kafamın dikine gittim ve aldığım kararların arkasında durdum. Zaman bana haklı olduğumu gösterdi” diyordu.

ZEKÂ: Araştırmaya katılan 100 yaş ve üzerindekilerde güçlü bir bellek, hız ve kıvrak bir zekayı gerektiren sohbetlere katılabilme ve gerek eğitim, gerekse meslek yaşamında başarılı bir geçmişe sahip olmak gibi niteliklere tanık olundu.

ESNEKLİK: Terslik ve güçlüklerin üstesinden gelebilme ve bunlardan ders alarak daha da güçlenme becerisi. Örneğin, 101 yaşındaki bir erkek, “Eşime çok bağlıydım. O öldüğünde 97 yaşındaydım ve kızım bu sarsıcı durumun altından kalkamayacağımı düşünüyordu. İlk başlarda sudan çıkmış balığa dönmüştüm ama bir süre sonra bize sunulan tek bir yaşam olduğunu ve bu yüzden kendimi toplayıp güçlü olmam gerektiğini düşündüm. Sanırım eşim de benim böyle dağıttığımı görmekten pek hoşlanmazdı” diyordu..

BAŞKA ÖRNEKLER DE VAR

Araştırma yalnızca İspanya’dan 100 yaş ve üzeri katılımcıları içermekle birlikte, Avustralya’nın Melbourne kentinde yaşlılar için bir bakımevini işleten Sunil Bhar da orada yaşayanlarda bu özelliklerin birçoğuna tanık olduğunu

belirtiyor. Bu özellikler arasında öncelikle güçlü ilişkilerin ve “yapabilirim” yaklaşımının, bir olasılıkla moral bozukluğu ve bunalımı önleyici etkisinden ötürü, çok daha önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bhar, “Bunalımın sağlıklı bir biçimde çalışmayan bağışıklık sistemi ve dahası bunama ile ilintili olduğu kanıtlarla bilinen bir gerçek” diye ekliyor.

Öte yandan Merino, bu kişilik özelliklerinden yoksun olanlar için de birtakım çözüm yolları olabileceğine dikkat çekerek “Yaşadığınız güzel şeylerin daha çok bilincine varıp, bunları yaşayabildiğinizden ötürü minnet duymayı deneyebilirsiniz” diyor.

Derleyen: Rita Urgan

DerlEight personality traits may help people live to 100 and beyond / New Scientist

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*